Birbirinden değerli eserler ve yazarlarıyla Çağdaş Türk Edebiyatı oldukça geniş bir alanı kapsıyor. Edebiyat Dergisi Notos 5. büyük soruşturması, “Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey” anketi ile çağdaş Türk edebiyatının yaklaşık yüz yıllık geçmişi içinde yarattığı değerlere bir ayna tutuyor. 181 yazarın seçici olarak katıldığı anketin konusu “En İyi 40 Şey” olduğundan listede sadece yazarlar ya da eserler yer almıyor. İkinci Yeni veya 1950 Kuşağı gibi edebiyat toplulukları da listede yer alıyor.
İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından her yıl verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nün 2006 yılındaki sahibi olan Orhan Pamuk, Nobel Ödülü kazanan ilk Türk olarak tarihe geçmiştir.
Orhan Pamuk’un aldığı bu ödül, Türk Edebiyatı’nın batıya açılması noktasında birçok Türk yazar için umut vaat edici olarak değerlendirilebilir.
Çağdaş Türk şiirinin kurucusu Nazım Hikmet ile şiirimiz, divan ve halk edebiyatı şiirleri kalıplarının dışına çıkmış ve özgürleşerek sınırları aşmıştır. Hem Türk hem de dünya edebiyatında oldukça önemli bir değer olan Nazım Hikmet, dünya şiirinin uluları arasında gösterilmektedir.
Cumhuriyet döneminin en kapsamlı şiir oluşumu olan İkinci Yeni, Garipçilere ve 1940 öncesi toplumcu gerçekçi kuşağına tepki olarak doğmuştur. Toplumcu olmamakla suçlanan İkinci Yeniciler, II. Dünya savaşının neden olduğu toplumsal yoksulluk, tek parti yönetiminin dayatmacı politikaları gibi sorunlar yüzünden bunalıma giren ve kendini ifade etmek için yeni yollar arayan aydınların tarzına çok yakındır.
Edebiyatımızın en önemli öykücülerinden biri olan Sait Faik, edebiyatımızda bilinen düzyazı anlayışını tersyüz etti ve günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alıyor. Etkisi günümüze uzandı. Toplumsal sorunların egemenliği altında sıkışmaya başlayan öykü ve romanı bambaşka dünyalara taşıyan Sait Faik, Alemdağ’da Var Bir Yılan öyküsü ile “Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey” anketinde 4. sırada yer aldı.
Günümüzde en çok tavsiye edilen ve en çok okunan kitaplardan biri olan Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı, 1971 yılında yayımlandığında birçok eleştirmenden olumsuz yorum almıştı. Yenilikçi yazarların anlaşılması ve sevilmesi hep zaman almıştır. Tutunamayanlar da bu süreçten geçti ve günümüzde çağdaş Türk romanının dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.
1933’te Yaşar Nabi Nayır tarafından yayımlanmaya başlayan Varlık Dergisi, Cumhuriyet’in genç yüzünü temsil eden bir aylık sanat ve edebiyat dergisidir. Harf devriminin yapılmasından 5 yıl sonra, okur yazar oranının çok düşük olduğu ve birçok kişinin yeni alfabeyi okumayı henüz öğrenemediği bir süreçte büyük bir inanç ve özveri ile kurulan Varlık Dergisi, günümüzde hala varlığını sürdürmektedir. Adeta Türkiye Cumhuriyeti edebiyat tarihine ışık tutan bir nitelikte olan Varlık Dergisi, bu listede olmayı sonuna kadar hak ediyor.
Dünya edebiyatındaki birçok önemli eserin en iyi şekilde Türkçeye çevrilmesi ve Türk okuyucu ile buluşmasına katkı sağlayan Hasan Ali Yücel, edebiyatımızın en büyük değerlerinden birisidir. 1940’ta kurulan Tercüme Bürosu’nda dünya edebiyatı klasiklerinden tam 496 yapıt altı yıl içinde Türkçeye kazandırılmıştır.
Türk edebiyatının en çok sevilen ve okunan yazarları arasında gösterilen Yaşar Kemal, Türkçenin zenginleşmesi için de sayısız katkıda bulunmuştur. Yazdığı tüm eserleri belirli bir düzeyin üstünde olan Yaşar Kemal, dünya dillerine çevrildiğinde, yaşayan dünya romancılarının en büyükleri arasına da adını yazdırmıştır.
Türk şair, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyen olan Ahmet Hamdi Tanpınar aynı zamanda Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerindendir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın değeri geç anlaşılmıştır çünkü içinde bulunduğu dönemde kolayca anlaşılacak eserler yazmamıştır. En iyi 40 şey arasında, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi özellikle belirtilmiştir.
1950’lerde özellikle köy edebiyatı öykücülüğü, öykücüler arasında oldukça popülerdi. Türkiye’de öykücülüğün en çok ön plana çıktığı dönem olan 1950’ler “öykünün altın çağı” olarak nitelendirilebilir. Kimilerince “bunalım edebiyatı” diye de suçlanan 1950 kuşağı yazarları, bireyin iç dünyasını o güne dek alındığından daha derinlikli bir biçimde yansıtmıştır.
Eski şiire tepki olarak doğan Garip Akımı, şiir sanatına ilişkin bilinen kalıpları yıkarak Türk şiirine sonsuz bir özgürlük alanı açmıştır. Bu akımın en büyük temsilcileri; Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday’dır.
Kuruluşundan bu yana çocuk ve kültür – edebiyat kitapları yayınlayan Can Yayınları, 1981 yılında Erdal Öz tarafından kurulmuştur. 1981’den bu yana hem etkin hem de kendine özgü bir yayınevi olma konusunda oldukça hızlı ilerleyen Can Yayınları’nın bugüne kadar en çok satan kitabı José Mauro De Vasconcelos’un Şeker Portakalı romanıdır.
Orhan Pamuk’un romanlarının, yeni biçim arayışlarının neler olabileceği konusunda, genç kuşak yazarlarının önünde yeni bir yol açmıştır. Özellikle Masumiyet Müzesi romanı, Pamuk’un bu listede yer almasında etkili olan eserlerinden biridir.
Yapı Kredi Yayınları, Yapı Kredi Bankası'nın 1944 yılında başladığı, özellikle 1949 yılında çıkan Doğan Kardeş dergisiyle tanındığı yayıncılığı, 1992 yılında, Turhan Ilgaz'ın yönetiminde kurulan bir şirketle sürdüren yayıncılık kuruluşudur. Türkiye’de yayıncılık anlayışının yeniden şekillenmesi yönünde önemli katkılarda bulunmuştur.
Postmodern romanın Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden biri olan Bilge Karasu, ustalıkla kurgulanmış eserleri ile Türkiye’deki en önemli isimler arasında değerlendirilmektedir. Bilge Karasu, özenli ve ince ince işlenmiş dili ve Türkçe kullanımındaki titizliği ile edebiyat çevrelerinde adından sık sık bahsedilen yazarlarımızdandır.
Kendi çevirdiği kitapları yayımlayacak bir yayınevi bulamayan Memet Fuat, Metin Yasavul ile birlikte 1960’ta De Yayınevi’ni kurmuştur. Memet Fuat’ın yenilikçi bakış açısı ve derin edebiyat bilgisi sayesinde, oldukça nitelikli kitaplar yayımlayan De Kitabevi hızlı bir şekilde yükselerek, edebiyatımızın en çok sevilen yayınevlerinden biri haline gelmiştir.
Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte Türk edebiyatı modernleşme sürecine girse ve önemli dönüşümler geçirse de uzun yıllar boyunca Türk edebiyatının dışarı açılma sorunu devam etmiştir. Bu sorunun önüne geçmek için yapılan girişimlerden biri de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kısaca TEDA olarak adlandırdığı projedir. Türk Edebiyatını Dışa Açma (TEDA) amacıyla 2005 yılında faaliyete geçen proje kapsamında çeviri ve yayın destek çalışmaları yürütülmüştür. Şimdiye kadar aralarında Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu, Enis Batur, Mario Levi, Nedim Gürsel, Ayfer Tunç’un bulunduğu pek çok yazarın kitaplarının Türkçe dışındaki dillerde yayımlanmasına destek verilmiştir.
Türk edebiyatının ve Türk romanının modernist bir düzleme geçtiği 1950-1980 yılları arasında yazan Yusuf Atılgan, ilk kez 1973 yılında yayımlanan Anayurt Oteli ile daha önce de ele aldığı psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temalarını ustalıkla işlemiştir. Hayatın absürtlüğünün yoğun bir biçimde işlendiği Anayurt Oteli 1987 yılında Ömer Kavur tarafından aynı isimle film olarak çekilmiştir.
Edebiyat; var olabilmek, daha geniş kitlelere ulaşabilmek ve yeni bakış açıları sunabilmek için dergilere muhtaçtır. Serveti Fünun’dan, Varlık dergisine, Yeni Dergi, Yeni Ufuklar ya da Yeni Adımlar’a ulaşan zincire günümüze kadar birçok yeni dergi de eklenmiştir. Edebiyat dergileri, zor koşullara ve kısıtlı imkanlara rağmen günümüzde hala ayakta durmaya ve edebiyat severlerle buluşmaya devam ediyor.
Edebiyatımızın en çalışkan şairlerinden biri olan Enis Batur’un kitaplarının sayısı yüzü geçmiştir. Cemal Süreya, Sibila Aleramo ve Altın Portakal ödüllerine layık görülen şair, pek çok edebiyatçı gibi, dergi yayımlama tutkusunu da yıllar boyunca sürdürdü. Opera adlı şiir kitabı ve Başkalaşımlar adlı deneme kitabı, bu listede yer almasına özellikle katkı sağlamıştır.
1980 döneminin hemen sonrasında bir grup yazar ve yayıncının ortak girişimiyle kurulan İletişim Yayınları, bugün bağımsız bir kurum olarak oldukça özel bir yerdedir. İletişim Yayınları kurulduğu günden beri, editörlüğün özen gerektiren bir meslek olduğunu, kitap tasarımlarının titizlikle yapılması gerektiğini savunur. Ansiklopedik yayıncılıkta oluşturduğu; özgün ve telifçi tarz ile alanında lider yayınevlerinden biri olan İletişim Yayınları, nitelikli kitapları ile ön plana çıkmaya devam ediyor.
Hayatımıza Cumhuriyet gazetesi ile birlikte giren kitap eklerinin sayıları gittikçe artmıştır. Okurların sevdiği yazarları yakından tanıma fırsatı bulduğu ve edebiyat dünyası ile ilgili gelişmeleri takip edebildiği kitap ekleri, edebiyatın gelişimi açısından oldukça önemli bir noktada olmuştur. İlk olarak 2001 yılında yayımlanan Radikal Kitap 15 Ekim 2010’a kadar yayımladığı 500 sayıda 22333 kitap tanıtmış, 445 yazarla söyleşi yapmıştır.
Yaşar Nabi Nayır tarafından 1946 yılında kurulan Varlık Yayınları; Sait Faik, Nurullah Ataç, Behçet Necatigil, Haldun Taner gibi birçok edebiyatçının eserini okuyucusuyla buluşturmakla kalmamış; dünya edebiyatından Dostoyevski, Turgenyev gibi pek çok yabancı yazarı da Türkçeye kazandırmıştır.
Özgün dili, masal diyarında gibi hissettiren üslubu ve olay örgüleri ile İhsan Oktay Anar, edebiyatımızın en özel yazarlarından birisidir. Bu benzersizliği, başlangıçta tam anlaşılıp değerlendirilemeyen romanlarının, son yıllarda büyük bir okur çevresine ulaşmıştır. Özellikle Puslu Kıtalar Atlası romanı son dönem en çok okunan kitaplardandır.
Hasan Ali Toptaş, 1980 sonrası kuşağın ilk akla gelenlerindendir. Dili kullanırken kendine oldukça güvenen ve bu durumu eserlerine yansıtan Hasan Ali Toptaş eserleri günümüzde dünya dillerine de çevrilmekte ve birçok okuyucuya ulaşmaktadır.
1982 yılında kurulan Metis Yayınları, 1987 yılına kadar sadece edebiyat dışı kitaplarla ilgilenmiş ve sonrasında Türkçe ve çeviri edebiyat ürünleri de yayınlamaya başlamıştır. Kitap, yayıncılık, okuma, düşünce ve ifade özgürlüğü temaları etrafında toplanan çok çeşitli kampanyalara da imza atan Metis Yayınları,1989 yılındaki “Kitabın Keyfi Başkadır” ve 1991’deki “Kitap okuyor” adlı kampanyaları akla ilk gelen kampanyalardandır.
De Yayınevi’nin kurucusu olan Memet Fuat, çağdaş Türk edebiyatının modernize edilmesi sürecinde önemli rol oynamıştır. Yazdığı denemelerindeki yalın, açık ve aydınlık diliyle düşünce dünyamızın kalitesini arttıran Memet Fuat, dergi yayıncılığına da yepyeni bir soluk getirmiştir.
Türk öykücülüğünün 1980’lerden sonra içine düştüğü durgunluk 10 yıl kadar sürmüştür. Bu süreçte ne yazarlar yazdıkları öyküleri ortaya çıkarabilmiş ne de yayıncılar öykü yayınlayabilmiştir. 1995’te AdamÖykü yayımlanmaya başlamış ve edebiyatçılar yavaş yavaş öykülerini gün yüzüne çıkarmaya başlamıştır. On yıl boyunca yayımlanan AdamÖykü, öyküleri canlandırmış ve öykü dergiciliğinin yükselmesi noktasında yol gösterici hale gelmiştir.
Günümüzde dijitalleşme ile birlikte öykücülükte kağıt ve kalemin yerini ekranlar almaya başladı. 1990’ların ortasından başlayarak internetle birlikte sanal dergiler, edebiyat blogları, çevrimiçi yayınevleri ve e-kitap hayatımıza girdi. Artık birçok okumayı internet üzerinden yapabiliyoruz. Özellikle yeni nesil dijital ortamların olduğu bir döneme doğdu ve hayatları ile ilgili birçok konuyu dijital ortamlar üzerinden organize ediyorlar.
Yayımlandığı günden bugüne büyük bir ilgi gören İnce Memed I, Yaşar Kemal’in ilk romanıdır. Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Bu dört kitap adeta ülkenin yaşadığı ekonomik ve siyasal değişimin de aynası niteliğindedir.
Okurların sevdikleri yazarlar ile bir araya gelmesi için fırsat sunan kitap fuarları, hem okur hem yayıncı hem de yazar için fırsat olarak değerlendirilebilir. Özellikle büyük yurtdışı fuarları, çok geniş kitlelere ulaşmak açısından oldukça faydalıdır. TÜYAP ülkemizin en büyük kitap fuarı olarak tanımlanabilir. TÜYAP Bursa, İzmir, Adana, Diyarbakır gibi şehirlerde düzenlediği kitap fuarlarıyla İstanbul’un dışında da önemli bir rol üstlenmektedir.
Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, otuz altı yıllık ömrüne birçok eser sığdırmıştır. Günümüzde şiir ile çok iç içe olmayan kişiler dahi Orhan Veli’yi bilir. Çünkü halk Türkçesini eşsiz şekilde kullanan şair, şiirlerini yalın ve anlaşılır bir dilde yazar. Özellikle “İstanbul’u Dinliyorum” şiiri geçmişten günümüze oldukça geniş kitlelere ulaşmıştır.
Edip Cansever şiir yazmaya çok erken yaşlarda başladıysa da gerçek şiir serüveni Dirlik Düzenlik adlı kitabıyla başlamıştır. Her konuyu bireyin yalnızlığı, uyumsuzluğu ve yabancılığı üzerinden ele alan Cansever’in eserlerinde imge kullanımı da oldukça fazladır. Şair bu yönüyle kendinden sonraki kuşaklara örnek teşkil etmiştir.
"Türk şiirinin büyük şairi" olarak tanımlanan Dağlarca’nın otuz bini aşkın şiir yazdığı bilinmektedir. İmrendiren üretkenliğiyle, çağdaş Türk şiirini benzersiz imgelerle zenginleştiren Fazıl Hüsnü Dağlarca, bir ödül töreni konuşmasında “Şiir büyük bir gramer mucizesidir.” demiştir. Kendine has üslubu ve hiçbir akım ya da şairden etkilenmeyen duruşu ile neredeyse her konuda eserler veren şair, tam bir Türkçe aşığıdır.
Her sene ekim ayında düzenlenen ve yayıncılık alanında dünyanın en önemli fuarlarından biri olarak gösterilen Frankfurt Kitap Fuarı’nın 2008 yılı onur konuğu olarak Türkiye seçilmiştir. Konuk ülke seçilmesi dolayısıyla fuarın olduğu süre boyunca kitapçıların vitrinlerinde Türk yazarlarının Almancaya çevrilmiş kitapları yer almıştır.
Memleketimden İnsan Manzaraları Memleketimden İnsan Manzaraları, benzersiz bir başyapıt olarak değerlendirilir. Nazım Hikmet de eseri yazmaya başladığı dönemde çalışmasının türünü belirlerken nasıl bir isimlendirme yapacağından emin olamamış ve “eseri tanımlarken “ansiklopedi” sözcüğünü dahi kullanmıştı. Memleketimden İnsan Manzaraları; şiirin yanı sıra; öykü, roman, destan, senaryo, röportaj, tiyatro oyunu gibi pek çok sanat dalından unsurlar içerir.
Şiirin yanı sıra oyunları, romanları, öyküleri, denemeleriyle de bilinen Murathan Mungan, okuyucu kitlesi tarafından oldukça sevilmektedir. 2012 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü de kazanan Murathan Mungan, şarkı sözleri ve film senaryoları da kaleme almaktadır.
Türk edebiyatının en önemli eleştirmenleri arasında gösterilen Nurullah Ataç, kendini bir denemeci olarak tanımlasa da döneminin genç yazarları onun değerlendirmelerini oldukça önemsiyordu. Ataç, eleştirinin yaratıcılıkla yapılmaya açık bir tür olduğunu kanıtlaması bakımından edebiyat çevresi içinde değer gören eleştirmenlerdendir. Türkçe dilinin sadeleşmesine ve kültürel olarak Batılılaşmaya önem veren Ataç, Goethe’den Stendhal’a, Balzac’tan Gogol’e kadar pek çok dünya klasiğini de Türkçeye kazandırmıştır.
Çağdaş Türk edebiyatında yeni ufuklar açan ve elli beş yıllık hayatına 27 roman, 19 öykü sığdıran Orhan Kemal, en önemli yazarlarımız arasındadır. Gözlem yeteneğini yazıya dökme konusunda çok başarılı olan Orhan Kemal, yalın ve gösterişsiz dili ile geniş kitlelere hitap etmektedir.
Günümüzde roman yayımlanması eskiye oranla gittikçe artan bir grafik sergilemektedir. Çok satılan romanlar eskiye oranla daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabiliyor. Bu açıdan “Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey” arasında roman patlaması da yer alıyor.